| Günün Duası |
|
Hamd ederim Allah'a ki, her şey O'nun azameti önünde küçük kalmıştır. Hamdederim Allah'a ki her şey O'nun izzeti karşısında zelîldir.Hamd ederim Allah'a ki her şey O'nun mülk ü saltanatına boyun eğmiştir. Hamd ederim Allah'a ki, her şey O'nun kudretine teslîm olmuştur. |
| Günün Hadisi |
|
Allah'a (CC) amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır. |
| Günün Ayeti |
|
Allah erkek münafıklara da kadın münafıklara da kâfirlere de içinde ebedî kalacakları cehennem ateşini vâdetti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir! Onlar için devamlı bir azap vardır. Tevbe/68
|
|
ÖRTÜNME
|
Örtünme
Nedir?
Dinimizde erkeğin ve kadının avret yerlerini örtmesi konusu tartışma
götürmeyecek derecede açık, kesin ve şekli bilirli bir hükümdür. Fakat son
zamanlarda değişik sebeplerle tartışma konusu yapılmaya başlanmıştır. Biz de bu
konudaki şüpheleri gidermek için bu temel farzın ne olduğunu değişik yönleri ile
ele alacağız.
Örtünme Farz Bir Emirdir
Avret yerlerini örtmek farzdır. Bu konudaki ilâhî emir kesindir. Bu emir her
mümine verilmiştir ve kıyamete kadar geçerlidir. Yüce Allah namaz gibi örtünmeyi
de kesin hükme bağlamış, bunu insanların keyfine ve tercihine bırakmamıştır.
Örtünme şekli, şahsa ve duruma göre az çok değişse de hüküm değişmez. Böyle
olması rahmettir. O, aynı zamanda örtünmenin bir insan, aile ve cemiyet için ne
kadar gerekli olduğunu da göstermektedir.
Akıllı olup bulûğa eren her erkek ve kadın emredilen yerlerini örtmekle
yükümlüdür. Erkek ve kadına göre avret bölgelerinin nereler olduğu aşağıda
açıklanacaktır.
Örtünme, Kur'an ve Sünnette açıkça emredilmiş, kimlerin ne zaman, nerede, ne
şekilde örtüneceği bildirilmiştir. Bütün İslâm âlimleri örtünmenin farz olduğu
konusunda görüş birliği içindedir.
Örtü âyeti indikten sonra bütün müslüman kadınlar bu emri istenen şekilde
uygulamaya başlamışlardır. Son asır hariç, hiçbir devirde müslüman kadının
örtünmesi tartışma konusu yapılmamıştır.
Örtünme bir âdet değil ibadettir. Âdet olduğu için örtünenler de vardır. Fakat
her mümin kadın, örtünün yüce Allah'ın emri olduğunu bilerek örtünmeli, böylece
âdeti ibadete çevirmelidir.
Kur'an ve Sünnette örtü için ölçüler verilmiş fakat tek tip kıyâfet
belirlenmemiştir. Bunun için her kadın, verilen ölçülere uymak şartıyla maddî
imkânına, iş durumuna, iklim ve çevre şartlarına göre bu emri yerine
getirebilir.
Yüce Allah erkeklere şu emri vermiştir:
"Mümin erkeklere söyle: Gözlerini harama bakmaktan çeksinler ve ırzlarını
korusunlar. Bu, kendileri için daha temizdir." (Nûr 24/30)
Yüce Allah kadınlara da şöyle emretmiştir:
"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar. Irzlarını
korusunlar. Görülmesi tabii olan yerler hariç ziynet yerlerini açmasınlar. Baş
örtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar. Ziynet yerlerini izin verilenler
dışında kimseye göstermesinler. Bir de ayak bileklerine taktıkları gizli süsler
bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, (önceki kusurlarınızdan
dolayı) hepiniz Allah'a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin, umduğunuza nâil
olursunuz." Nûr 24/31
Elmalılı Hamdi Yazır (rah) meşhur tefsirinde der ki:
Bu âyette emredilen şudur: Kadınlar başlarını, saçlarını, kulaklarını,
boyunlarını, gerdanlarını ve göğüslerini açık tutmayıp anlatıldığı gibi güzelce
örtünsünler. Bunun için onu temin edecek baş örtüsü kullansınlar. Cahiliye
(İslâm öncesi) kadınları da hiç baş örtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız
enselerini bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları
ve gerdanlıkları açık olurdu, ziynetleri görünürdü.
İslâm önce açıklığı yasaklamıştır. Sonra, kadınların başlarını örtüp
başörtülerini yanları ve göğüsleri üzerine sarkıtmasını emretmiştir. Böylece
sadece tesettürün farz oluşu değil, aynı zamanda onun ne şekilde olacağı da
gösterilmiştir. Kadın edep ve nezaketinin en güzel ifadesi bundadır.
Kadınlara örtüyü emreden ikinci âyet şudur:
"Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, evlerinin
dışına çıkarken cilbâblarını (dış elbiselerini) üzerlerine alsınlar. Bu, onların
tanınması ve incitilmemesi için en uygunudur. Allah çok affedici ve çok
esirgeyicidir." Ahzâb 33/59
Cilbâb, bütün bedeni örten elbiseye denir. Kadınların vücutlarını tamamen
örttükleri her türlü elbise cilbâb yerine geçer.
Örtünmenin farz olduğu ikinci yer mescid ve namazdır. Bu konuda âyette şöyle
buyrulmuştur:
"Ey âdemoğulları! Her mescide (namaza) gelişte elbiselerinizi giyin (avret
yerlerinizi örtün)." A'râf 7/31
Âyetteki hüküm, Kâbe'de yapılan tavafı ve namaz için mescide gelmeyi de içine
alır. Buradaki ziynetten maksadın "elbise ve giysi" olduğu belirtilmiştir.
Böylece İslâm namaz ve tavaf gibi ibadetlerde avret yerlerinin örtülmesinin farz
olduğunu bildirmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.v) örtünme ile ilgili âyetlerin tefsirini yapmış ve onların
nasıl uygulanacağını göstermiştir. Bu konuda çeşitli hadisler vardır. Biz
ikisini nakledeceğiz:
Hz. Âişe (r.ah) anlatır:
Bir gün Hz. Ebû Bekirin kızı Esmâ ince bir elbise ile Resûlullah'ın (s.a.s)
huzuruna girmişti, Hz. Peygamber ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu:
"Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca onun şu yüzü ve elleri hariç diğer
yerlerinin görülmesi helâl değildir." Ebû Davud, Libâs, 31.
Diğer bir hadiste şöyle buyrulmuştur:
"Allah Teâlâ erginlik çağına girmiş bir kadının namazını başörtüsüz kabul
etmez." Ebû Davud, Salât, 84.
Örtünmenin Hedefi
Örtünmeden maksat edeptir. Edebin hedefi insanı terbiye etmek ve ona şeref
vermektir. Örtü ve edep içindeki insan sürekli ibadet halindedir, rahmet
altındadır; kulluk yapmaktadır ve sevap almaktadır. Edepli insan hem günahlardan
korunur hem de ateşten. Sonuç yüce Allah'ın rızâsıdır. Onun bir kulundan razı
olmasından daha büyük hangi saâdet vardır?
İnsandaki edep ve hayâ duygusu örtünmeyi gerektirir. Ancak mümin erkek ve
kadınların örtünmede asıl gayesi yüce Allah'ın rızâsını kazanmaktır. Çünkü Allah
Teâlâ'nın emir ve yasaklarına uymak bir ibadettir. Namaz ve oruç gibi ibadetleri
emreden yüce Allah ibadetin içinde ve dışında örtünmenin şekil ve sınırlarını da
belirlemiştir.
Bazıları, örf ve âdetinden dolayı örtünür. Örtünmenin yüce Allahın farz bir emri
olduğunu bilmez. Bu kadınlar örtünün farz olduğunu bilip bundan sonra Allahın
emrini yerine getirmek için örtünmeye devam etmelidir.
Bazıları örtüyü bir süslenme aracı olarak kullanırlar. Değişik desen ve
modellerdeki kıyâfetlerle kendilerini daha cazip bir hale getirir, dikkat çeker,
çekmek isterler. Bu yanlıştır. Helâl değildir.
Örtünmenin ibadet olması için şunlara dikkat etmelidir:
1. Örtünme ile yüce yaratıcının emrine yerine getirmeye niyet etmeli ve O'nun
rızâsı için giyilmelidir.
2. Örtü dinimizin öğrettiği ölçülerde olmalıdır.
Kadın örtünmekle ayrıca kocasının hakkını koruduğunu, nikâh akdine vefa
gösterdiğini ve böylece büyük bir hayır yaparak sevap aldığını bilmelidir.
Örtünme İşinde Kocaya Düşen Sorumluluk
Evli kadınların örtünmesinden başlarındaki kocaları sorumlu olduğu gibi, kız
çocuklarının evleninceye kadar örtünme ile ilgili problemlerinden de birinci
derecede babası sorumludur. Çocukla uzun süre birlikte olan, onun eğitim ve
terbiyesiyle yakından ilgisi bulunan anne de ikinci derecede sorumlu olur.
Âyette şöyle buyrulur:
"Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi
ve ailenizi koruyun." Tahrîm 66/6.
Ateşten korumanın ancak iman ve edeple olacağı bildirilmiştir.
Şu hadislerin uyarısı da önemlidir:
"Sizin hepiniz birer çobansınız ve hepiniz yönettiğiniz kişilerden
sorumlusunuz. Erkek ailesinin çobanıdır ve kıyamet gününde onlardan sorumlu
olacaktır. Kadın da kocasının evinden ve çocuklarından sorumludur." Buhârî,
Ahkâm, 1.
"Çocuğunun senin üzerinde hakkı vardır." Müslim, Sıyâm, 182.
Örtünme Emanettir
Her farz gibi örtü de yüce Allah'ın bir emanetidir. Kadın ve erkeğe örtüyü yüce
Allah emanet etmiştir. Onu koruyanı Allah dünyada fitneden, âhirette ateşten
korur. Onu ihmal eden hesaba çekilir ve kendisine, "Niçin avret yerlerini
yabancıların yanında açtın?" diye sorulur. Bunun hesabını vermek kolay değildir.
Namus, erkek ve kadın için imandan sonra en büyük emanettir.
Mümin namusunu korumak için can verse şehid olur; cenneti bulur. Kadın
kocasının, koca da kadınının namusudur. Biri diğeri için elbise yapılmıştır.
Birbirlerini örterler, süslerler, korurlar, tamamlarlar.
Tedavi gibi bir zaruret yokken evinin dışında, yabancıların yanında örtüsünü
çıkaran bir kadın, iki kimseye vefasızlık yapmış olur. Biri vücudun sahibi yüce
Allah, diğeri de nikâh emanetini taşıyan kocası. Sonra bu kadın kendisi başta
olmak üzere herkese zarar vermiş olur.
Koca medeniyet zannedip kadınından örtü perdesini açmasını istese bile kadın
Allah için açmamalıdır. Allah korusun, şeytana uyulup örtü açılırsa ortaya
güzellikler değil, bir sürü çirkinlikler çıkar. Yüce yaratıcımız bu konuda
hepimizi şöyle uyarmaktadır:
"Ey âdemoğulları! Sakın şeytan ilk anne babanız Havva ile Âdem'e yaptığı gibi
(haram şeyleri süsleyerek) sizi de fitneye düşürmesin. Şeytan onların ayıp
yerlerini göstermek için elbiselerini çıkartıp cennetten çıkmalarına sebep
oldu." A'râf 7/27.
"Ey âdemoğulları! Sizin için çirkin yerlerinizi örtecek ve giyip
süsleneceğiniz elbiseler yarattık. (Onlarla örtünün. Şunu da unutmayın ki) takvâ
elbisesi daha hayırlıdır." A'râf 7/26.
Örtünme Emniyettir
Örtü bir emniyettir. Örtüyü giyen de gören de emniyette olur. Örtülü bir kadınla
karşılaşan kimsenin gözü ve gönlü haramdan korunur. Örtünen de vebalden
kurtulur. Bir kötü işi yapmamak gibi ona sebep olmamak da farzdır. Dinimiz, kötü
işlerden önce ona giden yolları da kapatmıştır. Bunun için zina gibi en çirkin
işe düşülmesin diye, bir sürü tedbir almıştır. Bunların başında örtünme
gelmektedir.
Örtünen kadın önce kendisini koruma altına almış olur. Sonra kendisine bakan
yabancı kimseyi nefsinin vesvesesinden ve kötü düşüncelerinden kurtarır. Bu
durumda şeytan istese de kalbi bozmaya yol bulamaz. Böylece örtü, harama karşı
bir siper olur. Onu giyen sevap aldığı gibi, örtüye hürmet eden de sevap alır.
Örtü hem güzelliği hem de çirkinliği örter. Örtü ile kadın güzelliğin âfetinden
korunduğu gibi, çirkinliğin de ezikliğinden kurtulur.
Örtü ile kadınlar arasında zengin-fakir, zayıf-şişman, kültürlü-kültürsüz
ayırımı ortadan kalkar; herkes sade bir örtü içinde müslüman kadın olarak
tanınır. Böylece zengin gözüküp şımarma ve fakir bilinip utanma tehlikesi olmaz.
Mümin için kalp Cenâb-ı Hakk'ın nazar ettiği özel bir mahaldir. Orası ilâhî
aşkın bulunduğu, tadıldığı ve meyvelerinin alındığı yerdir. Bunun için devamlı
temiz ve huzurlu olması gerekir. Yoksa yüce aşk tadılamaz; insan ağzına koyduğu
aş tadıyla kalır.
Velîlerden Şiblî hazretlerine (k.s), "Mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan
sakınlar" âyetinin mânası nedir?" diye sorulduğunda şöyle demiştir:
"Bunun mânası şudur: Onlara söyle; baş gözlerini haramdan, kalp gözlerini de
Allah'tan gayri şeylerden çeksinler."
Göz gönüle açılan bir penceredir. Kalp ehli için göz ve bakışlar çok önemlidir.
Yüce Allah'a âşık bir mümin için en önemli iş gönlünü ve gözünü haramdan
korumaktır. Dünya ehli bunu anlamaz.
Şeytanın erkeğe karşı en birinci silâhı kadındır; avlamak istediğini onunla
vurur. Şeytan örtü içindeki kadınla hedefine kolay ulaşamaz. Bunu bilir ve
kadını örten elbiseyi çıkartmak için bin türlü vesvese verir. Bunu tek olarak
başaramazsa, insan şeytanlarından yardım ister. Bunun için yüce Peygamberimiz
(s.a.v) kadınları şöyle uyarmıştır:
"Kadın örtülmesi gereken bir varlıktır. Kadın dışarı çıktığı zaman şeytan ona
gözünü diker (onu günaha nasıl alet edeceğini hesap eder)." Tirmizî, Radâ, 18.
Bazıları, örtünen kadınların içinde nice kötü kadınların bulunduğunu, örtünün
onlara bir fayda vermediğini söyler. Böyle kadınlar bulunabilir. Örtü ona bir
fayda vermese de ona bakan ve örtülü olduğu için haramdan korunan kimselere
fayda verir. Örtülü olup kötülük niyetinde olan bir kadın ancak onu yakından
tanıyanlara ve kendisi gibi kötülük peşinde olanlara zarar verir.
Ancak iyi niyetli bir kadın açık olsa ve bu şekilde dışarı çıksa, hiç kimseye
zarar verme derdi de olmasa, o bu pozisyonu ile kendisine kötü niyetle bakana
zarar verir, kötü niyetli olana kapı açmış olur. Kendisi hiç harama bulaşmadan
evine dönse bile, kendisine kötü niyetle bakıp harama düşen bir sürü insan
bulunur. Sebebi de bu kadın olur.
Bu nedenle örtü, kadın ve erkek için her yönden emniyettir. O, iyilere de
kötülere de fayda verir. Yüce Allah örtünmenin faydasını anlatırken şöyle
buyurmuştur:
"Mümin kadınlara söyle örtünsünler; çünkü bu, onların tanınması ve incitilmemesi
için en uygunudur." Ahzâb 33/59.
Örtünme Dinî Bir Alâmettir
Allah için giyilen örtü kalpteki imanın ve edebin alâmetidir. Bunun için örtüye
bürünen mümin kadın bu iman ve edebi korumak için elinden geleni yapmalıdır.
Kur'an ve Sünnete göre yapılan örtünme İslâm dininin alâmetidir. müslüman kadın
örtüsü ile tanınır, bilinir ve ona göre tavır alınır. Bu örtü, bütün müminlerin
ortak emanetidir. Örtüyü giyen de onu gören de örtüye dinin öğrettiği edebe göre
davranmalıdır. Örtüyü dünya menfaatleri için kullananlar ve onun şerefini
zedeleyenler mesul olurlar.
İnsanı hayvandan ayıran en önemli farklardan biri de utanmadır. Buna hayâ denir.
Hayâ kadının en kıymetli sermayesi ve en güzel süsüdür. Bir kadın hayâsını
korumak için hayatını verse değer; çünkü hayâ gidince elde etten ve kemikten
başka bir şey kalmaz.
Örtü edebe, edep cennete götürür. Yüce Allah örtüsünü ve edebini koruyan
erkeklerle kadınlara affını, cennetini ve cemâlini müjdelemiştir. Ahzâb 33/35.
Bu müjdeye ulaşanlara ne mutlu!
Örtünmenin Sınırı
Örtünmenin amacı bakılması haram olan yerleri kapatmaktır. Bu yerler kadınlarda
el ve yüz dışında bütün bedenidir. Zor durumda ayaklar için de ruhsat vardır.
Kadın namazda veya yabancı erkeklerin yanında eli ve yüzü hariç bütün bedenini
örtmelidir. Örtü altından sarkan saçların da örtülmesi gerekir.
Başın yüz kısmı hariç, diğer bütün yerleri örtülmelidir. İç elbise üzerine
giyilen dış örtü ayak topuklarına kadar inmelidir. Kollar da el bileklerine
kadar kapalı olmalıdır.
El ve yüzün namazda ve namaz dışında örtülmesi gerekmez. Ayaklar için de ruhsat
vardır fakat zaruret yoksa örtülmesi daha güzeldir. Ayakların açık kalması
hacetten kaynaklanınca, bir günah olmaz.
Nitekim, "Kadınlar süslerini (yabancı erkeklere) açmasınlar" Nûr 24/31. âyetinde
"kendiliğinden görünen yerler müstesnadır" ifadesiyle bedenden bazı yerlerin
açık kalabileceğine işaret edilmiştir.
Âyetlerdeki emre bakılınca örtünmede kadın için iki parçalı bir giysi şekli
ortaya çıkar. Birincisi saç, boyun ve göğüsleri örten ve omuzlara doğru
yakaların üstüne salınan baş örtüsü; ikincisi ise dış giysidir.
Dış giysi de iki şekilde olabilir:
1. Baş örtüsünün üstünden, bedeni aşağıya kadar örten büyük parça giysi.
2. Baş örtüsünün altında boyundan aşağı topuklara kadar örten dış giysi.
Örtünmenin gayesi, avret yerlerini örterek kendini ve karşıdakini haramdan
korumaktır. Bunun için önemli olan giyilen elbiselerin parçası değil,
özelliğidir. Şimdi bu özellikleri kısaca açıklayacağız.
Kadının Elbisesinde Ölçü
Elbise İnce ve Dar Olmamalı
Kadının dış elbisesinin sık dokunmuş ve altını göstermeyen kalınlıkta olması
gerekir. Cildin rengini gösterecek derecede ince olan giysi ile kadın örtülmüş
sayılmaz. Bu yüzden derinin beyazlığı veya kırmızılığı belli olan elbise ile
namaz geçerli olmaz ve bununla örtünme gerçekleşmez. Eğer giysi kalın olmakla
birlikte uzvu belli ederse ve hacmi ortaya koyarsa, bu çirkin görülmekle
birlikte namaz geçerli olur. Şâfiîlere göre vücut hatlarını belli eden böyle bir
dar giysi ile namaz kılmak kadınlar için mekruhtur, erkeklerin de dar giysiyi
terketmesi daha uygundur.
Kadın buna dikkat etmelidir. Giysinin geniş ve altını göstermeyen nitelikte
olması gereklidir. Hz. Ebû Bekirin kızı Esmâ'nın (r. ah) ince giysilerle
Peygamber Efendimizin yanına gelince Allah Resûlü ondan yüz çevirerek onu şöyle
uyarmıştır:
"Bir kadın erginlik çağına girdiğinde onun elleri ve yüzü dışında bir yerinin
yabancı erkeklerin yanında açması helâl olmaz." Ebû Davud, Libâs, 31
Hz. Peygamber'e (s.a.v) Mısır yapımı bir elbise hediye edilmişti. Resûl-i Ekrem
Efendimiz (s.a.v) onu Hz. Üsâme'ye (r.a) verdi. O da hanımına verdi. Resûlullah
(s.a.v) elbiseyi Hz. Üsâme'nin üzerinde göremeyince, ne yaptığını sordu; o da
hanımına verdiğini söyledi. O zaman Hz. Peygamber (s.a.v),
"Eşine söyle, altına bir gömlek giysin. Çünkü vücut şeklinin ortaya
çıkmasından korkarım" Ahmed, Müsned, 5/205. buyurdu. Zira elbisenin kumaşı
sık dokunmuş olmakla birlikte altını belli edecek derecede ince idi.
Âlimler bu hadisin açıklamasında şöyle demiştir:
"Bu hadise göre, kadınların bedenlerini vücut hatları belli olmayacak şekilde
bir giysi ile örtmeleri gerekir. Avret yerini örtmek için bu şarttır. Giysinin
altına ayrıca bir gömlek giyilmesinin emredilmesi, onun ince olması ve vücut
hatlarını göstermesi yüzündendir."
Şu hadis-i şerif de ince elbisenin tehlikesini haber vermektedir:
"Ümmetimin son dönemlerinde öyle kadınlar çıkar ki onlar görünürde
giyinmişlerdir, fakat (elbiselerinin inceliği, darlığı ve kısalığından) çıplak
hükmündedirler. Onlar saçlarını toplayıp öyle şekil verirler ki başları deve
hörgücüne benzer. Onlar cennete giremez ve cennetin kokusunu bile alamazlar."
Müslim, Libâs, 125.
Baş Örtüsünde Ölçü
Baş örtüsü, başı tamamen örtmelidir. Bu örtü, kadının bütün saçlarını, boyun ve
göğüs kısımlarını örtecek ve bunlardan hiçbir şey göstermeyecek şekilde
olmalıdır.
Başa örtülen şeyin maddesi ve şekli kadının maddî durumuna, yaşadığı iklime,
alıştığı örfe ve çalıştığı işe göre değişik olabilir. Maksat, örtülmesi gereken
yerleri örtmektir.
Başörtüsünde dikkat edilecek bir önemli husus, kadının saç şeklini ve modelini
belli etmemesidir. Hz. Peygamber (s.a.v), bazı kadınların başlarını örttüğü
halde, örtü altındaki saçlarına verdikleri tuhaf şekiller yüzünden lânete
uğradıklarını, Ahmed, Müsned, 2/223. bu şekilde kıldıkları namazların bile kabul
edilmediğini haber vermiştir. Bezzâr, Müsned, nr. 3015.
Hz. Âişe'nin (r.ah) huzuruna altını gösteren ince başörtülü bir gelin
getirilmişti. Onu şöyle uyardı:
"Nûr sûresine inanan bir kadın bunu örtünmez."
Başa örtülen şey, sırf erkeklere ait bir giysi olmamalıdır. Bir de diğer bâtıl
din veya görüşlerin özel alâmeti olan giysilerden sakınmalıdır.
Örtü ile de güzellik gösterisinde bulunmak, dikkat çekmek ve şehveti tahrik
etmek mümkündür. Hatta kadın bazan cazibeli bir örtü içinde daha dikkat çekici
olabilir. Örtü bunlara alet edilmemelidir.
Örtü bir ibadettir. İbâdet Allah rızâsı için yapılmalıdır. Örtü edebince
yapılırsa ibadet olur; yoksa âfete dönüşür.
Bir kadının kötü niyetli de olsa örtülü olması, iyi niyeti olup açık gezmesinden
daha hayırlıdır.
______________________
Semerkand Araştırma Merkezi
CUMA SOHBETLERİ
Semerkand Yayınevi nin Büyük Katkılarıyla |
admin - Ağustos 30 2009 14:30:23
·
|
|
|
| Ücretsiz Üyelik |
Henüz ÜyeDeğil Misiniz?

Üye Olabilirsiniz.
Parolanızı Mı Unuttunuz?

|
|
|